Daha aylar öncesinden Kurban Bayramı için dalış programımızı yapmıştık. Sonunda bayram gelmiş, tüm eksikler tamamlanmış, malzemeler arabaya yüklenmiş ve römork arabaya bağlanmıştı.
Adem abi ve ben, benim botla av yapacak; Serkan abi, Berkant Abi ve Cem, Serkan abinin botla av yapacaktı.
Saatin de gelmesiyle Serkan Abi’nin dükkanın önünde buluştuk ve Gökçeada’ya doğru yola koyduk. Maceralı geçen bir yolculuk sonrasında iki kere feribota bindikten sonra nihayet adaya ayak bastık. Yolda arabamızın radyatörünün su sızdırma problemini kısmen gidermiştik.
Adadaki benzinlikten botlarımıza koyacağımız benzini de aldıktan sonra evimize geldik.
Kısa bir düzenleme ve temizlikten sonra Adem abi ve ben gün batımına kadar kısa bir dalış yapmaya karar verdik.
Malzemelerimizi hızla arabaya yükledik ve botu denize indireceğimiz uygun bir yer bulduktan sonra, malzemelerimizi de bota yükleyip dalış yapacağımız meraya doğru yola koyulduk. Yavaş yavaş hem meraya doğru gidiyor, hemde elbiselerimizi giyiyorduk.
Hava güneşliydi ancak esiyordu ve su bulanıktı. Meramıza geldiğimizde malzemelerimizi hemen kuşanarak suya girdik. Adem abi sığdaki taşlıklara bakacak, ben ise açıktaki taşların bitiminde av yapacaktım.
Suyun durumundan bugün pek av olmayacağı belli oluyordu. Birkaç sargoz vurduktan sonra bota çıkarak avı bitirmeye karar verdik.
Ertesi gün tüm gün av yapacak ve oldukça yorulacaktık.
Eve geldiğimizde herkes eve yerleşmiş ve bizi bekliyordu. Suyun bulanık olduğunu söyleyince herkesin canı sıkılsa da yemekten sonra herkesin neşesi tekrar yerine gelmişti.
Serkan Abi’nin botunun motoru uzun süredir çalıştırılmadığından dolayı, motoru test edip ertesi gün için hazırlamaya karar verdik. Motoru suya indirdiğimizde tam düşündüğümüz gibi motor çalışmamıştı. Problemin ise karbüratöründen kaynaklanabileceğini düşünüyorduk.
Motoru eve götürüp karbüratörünü temizleyecektik, evde motorun karbüratörünü özenle söküp temizledikten sonra yerine tekrar taktık ve suya götürmeden bir kova içerisinde test ettik, motor tek ipte çalışmıştı ve ertesi gün için hazırdı.
Sabah kalktığımızda uğraşmak istemediğimiz için akşamdan tüm malzemelerimizi arabaya yükledik.
Dalış planını ve dalış yapacağımız noktaları haritadan işaretleyerek GPS imize attıktan sonra herkes ertesi gün için dinlenmeye çekildi. Sabah 08:00 da kalkacaktık.
Sabah 08.00 da çalan telefonun sesiyle uyandık, hafif bir kahvaltının ardından oyalanmadan botlarımızı indirerek meramıza doğru yola koyulduk.
Biz meranın daha ilerisine giderek Adem abi ile orada avlanmayı seçtik, Berkant Abi, Serkan abi ve Cem’de meranın geride kalan kısmına bakacaklardı.
Su bir önceki güne göre oldukça netti, rüzgarsız ve güneşli bir hava vardı.
Suya kendimizi bırakıp bir an önce ava başladık. Elbisemin içerisindeki havayı boşaltmak için yaptığım ilk agaşonda uzakta oldukça iri bir çupranın olduğunu gördüm. Biraz bekledikten sonra birde sinarit gözüktü ancak yeterince nefeslenmemiş ve agaşon sürelerimin sonuna gelmiştim. Balıkları ürkütmemek için yavaş hareketlerle, atış yapmadan yüzeye çıktım.
İyice nefeslendikten sonra sinariti gördüğüm bölgenin biraz ilerisine yüzerek dalışa başladım, dipte yatabileceğim güzel bir yer seçtim ve beklemeye başladım.
Bir müddet bekledikten sonra birkaç adet sinarit palazının yaklaştığını gördüm ancak benim beklediğim sinarit daha iriydi ve henüz gelmemişti. Agaşon süremin sonuna gelmiştim, içlerinden en irisine nişan alarak atışımı yaptım, balık ipteydi.
Balığı söndürüp künteme taktıktan sonra birkaç sargoz daha vurarak bota çıktım. Merada kalabalık av yapıyor olmamızdan dolayı balıklar ürkekti.
Adem Abi’de kısa süre sonra bota çıktı ve gülüyordu. O da birkaç adet eşkina vurmuştu.
Farklı bir meraya geçerek ava devam etmeye karar verdik.
Yüzeyde yüzerek aşağıdaki taşları incelerken birkaç adet eşkinanın taş altına kaçıştıklarını gördüm ancak tüfeğim taş altı avı için çok kuvvetliydi.
Tüfeğimin lastiğini ilk çentiğe alarak taşa doğru dalışa geçtim, taşa yaklaştığımda balığın baş kısmının dışarıda olduğunu ancak beni göremediğini fark ettim, tüfeğimi balığa doğru çevirerek atışımı yaptım ve balığı aldım.
Aynı taşta birkaç eşkina daha vurduktan sonra tüfeğimi tekrar kurdum ve aşağıdaki taş yapılarını inceleyerek farklı bir bölgeye doğru yüzmeye başladım. Balık yapabileceğini hissettiğim iki taşın arasına sessiz bir dalıştan sonra yattım. Önümde gezen küçük sargozların birbirlerine yaptıkları oyunları keyifle izliyordum.
Agaşon süremin sonuna doğru başımı sol arka çaprazıma doğru çevirdim, bir mercanın beni incelemiş ve artık uzaklaşmakta olduğunu gördüm ve oldukçada iri bir mercandı.
Mercanın renkleri karşısında adeta büyülenmiştim. Balığın kaçmasına üzülürken taşın arkasında başka bir mercanın çıktığını gördüm. Balık atış için oldukça uzaktaydı ve farklı bir yöne doğru yüzüyordu.
Balığın ilgisini kendime çekmeden önce tüfeğimi sessizce balığın olduğu yöne doğru çevirdim, artık yapacağım atış için hazırdım.
Çıkardığım ses ile balığın dikkatini çekmeyi başarmış ve biraz daha kendime yaklaştırmıştım fakat atış için hala çok uzaktaydı.
Kendimi biraz daha taşın arkasına gizleyerek balığın merakını iyice uyandırdım ve üzerime doğru hızla yüzmeye başlamıştı.
Tam atış yapacağım sırada tüfeğimin lastiğinin ilk çentikte durduğunu fark ettim, taş altı avı yaptığım için lastiği ilk çentiğe kurmuştum.
Atış yapabilmek için balığı kendime iyice yaklaştırmalıydım. Biraz daha bekledikten sonra balık atış yapabileceğim menzile girmiş ve şişin ucunda dimdik duruyordu.
Balığın hafif yan dönmesiyle galsamasına güzel bir atış yaptım. Şiş balığa adeta yavaş çekimde girmişti, biraz daha uzaktan bir atış yapsaydım asla vuramayacağımı anladım.
Balığı güzel yerinden vurduğuma emin olduğumdan makarayı açmasına izin vermeden üzerine doğru yüzerek yakaladım ve yüzeye çıktım.
Renkleri insanı büyüleyici derecede güzel bir balıktı. Balığa acı çektirmeden söndürdüm ve künteme taktım.
Yaptığım birkaç dalışta belimdeki balıktan rahatız olunca balığı bota bırakmaya karar verdim. Bota çıktığımda Adem abide bota doğru yüzüyordu. Bota çıktığında bir sonraki meraya geçerek ava orda devam edelim dedik.
Yeni geldiğimiz merada, tepeler kıyıya dik uzanıyor, bir uçurumla sonlanıyor ve kayalar aynı şekilde su altında da devam ediyordu.
Kayalığın üzerinde saklanabileceğim bir nokta seçtikten sonra nefeslenerek dalışıma geçtim, sessizce dibe yattıktan sonra aşağıdan gelen küçük sargozları izlemeye ve arkalarından gelecek iri sargozları beklemeye başladım.
Kısa süre sonra birkaç mavişin yaklaştığını gördüm, iyice yaklaşmalarını bekledikten sonra güzel bir atışla içlerinden birini vurdum.
Tüfeğimi tekrar kurup kayalığın daha derin bölgelerine doğru yüzdükten sonra tekrar nefeslenerek dalışıma geçtim.
Bir süre bekledikten sonra aşağıdan gelen iri sargozu gördüm ancak balık bir türlü yaklaşmıyor üstelik gittikçe daha da uzaklaşıyordu.
Balığın arkasından yaptığım atışta, şiş balığın kuyruk kısmından girerek ağzından çıkmıştı. Yaptığım atıştan oldukça keyif almış ve bota doğru yönelmiştim.
Adem abide çoktan botta beni bekliyordu. Botun yanına geldiğimde saatinde geç olmasından dolayı bu günkü avımızı sonlandırmaya karar verdik.
Sualtı kameramızı alarak birbirinden güzel fotoğraflar çektik ve dönüş yoluna koyulduk.
Diğer botun yanına geldiğimizde Serkan ve Berkant Abi’nin de oldukça güzel avlar yaptıklarını gördük.
Botlarımızı römorka yükledikten sonra güzel bir akşam yemeğinden sonra hepimiz ertesi gün için dinlenmeye çekildik.
Macera dolu avımızın devamı gelecek yazıda, bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Yazar: Alper BALAMUR
Balık Dergisi
Sayı: 14 Ocak 2011
















Yorum Yapılmamış
Gökçeada’da Zıpkınla Balık Avı Henüz hiçbir yorum yok. Bir yorum eklemek istermisiniz?